18 Ağustos 2016 Perşembe

Motivasyon dediğin tek dişi kalmış canavar!

Bazen kilo alınca, bazen zayıfladıkça daha ileri gitmek için, bazen hiçbir şey bilmeyince öğrenmek için, bazen de her şeyi bilince uygulamak için motive oluyor da insan, yine bazen tüm bu motivasyon kaynakları terse işliyor.

Kafanızda büyütüp durduğunuz, kalbinizin tam ortasına koyduğunuz, hayatınızı etrafında döndürmeye başladığınız şey bazen anlamını yitirebiliyor.

Tüm kurallara uyup, spor yapıp, tek tek yediklerini hesapladığın dönemle, kendini rahat bıraktığın dönem arasında 3 kilo fark varsa ve insanlar, hatta elbiseler bile bunu çok farketmiyorsa ama daha da önemlisi ülkende hergün bir yerler patlıyor, sen lokmalarını hesaplarken insanlar ölümlerden sayılarla bahsediyorsa, insan kendi kendine "ne için uğraşıyorum?" diyor.

Bazen çok bilmek de ters tepiyor, nasıl olsa biliyorum istediğim zaman istediğimi uygulayabilirim diyor insan.

Bir kaç aydır beslenme konusunda "önemsememe, rahatlık ve demotivasyon" diyebileceğimiz bir dönemdeyim bu sebeplerle.Ama bu dönem de "motive" geçen dönemler kadar gerçek ve yaşanması gerekli bir dönem.  Her ne geliyorsa "hoşgelsin" ve yüzleşilsin. Kaçıp inkar ettikçe gelen gitmez ki, bırakalım yaşasın!

Bıraktım yaşadı; hem ruhumda, hem göbeğimde, hem arkadaşların "kilo almışsın" takılmalarında. Eskiden kızardım, şimdi gülüp geçiyorum. Hayat o kadar uzun bir yol ki, eskiden 1 lokma beni öldürecek takıntısında iken, şimdi görüyorum ki insan 3 ay nispeten rahat olabilir, sonra yine sıkabilir, sonra bırakabilir, çünkü insan bu robot değil.


Bu işin de aşamaları var. Giriş aşamasında "kilo vermek için 10 yol" tadında yazılar sizi heyecanlandırırken, gelişme aşamasında bir çok bilimsel disiplinle tanışıyor, derine iniyorsunuz, sonuç aşamasında kendinize en uygununu seçip uyguluyor ve etrafınıza bildiklerinizi yaymaya çalışıyorsunuz. Sonrası döngü aslında, yeni bir şey katmadıkça, "paylaşmak acaba sıkıcı mı?" diyorsunuz kendi kendinize.

Esasında 3 ay değil, 1 senedir nispeten daha rahatım. Ne demek istiyorum? Gluten tükettim, yazın kızartma tükettim, haftada birkaç kez sütlü tatlı tükettim, sıfıra indirdiğim ekmeği haftasonu kahvaltılarında kullandım, 2-3 kez ev yapımı pizza yedim, ayda 1 alkol aldım, pek spor yapmadım. Tüm o motivasyon yazıları, instagramda insanların yaptığı delicesine paylaşımlar, bildiklerim kar etmedi. Çünkü öyle istedim:)

Dediğim gibi bu rahat 1 sene bende 3 kiloyla kendisini gösterdi. Ama psikolojiyi öyle tahrip etmişiz ki en az 15 kilo almış gibi hissediyorum, pantolon giymeye korkuyorum, kendimi hantal hissediyorum. Şimdi yine kendi kendime tamamen içsel bir istediğim var; temiz beslenmek. Kilo etkisinden de, dinçlik etkisinden de yararlanmak. Ve en çok da sağlıklı tarifler uydurmanın tadına varmak!

Kendime bunu dayatmadım, kendime izin verdim. Bunları neden yazıyorum, düştüğünüzde kaybolmayın diye, kendinize izin verin, başınıza gelenlerin yaşanmasına, hislerinizin kendini farkettirmesine izin verin. Hayat uzun bir yol, yıpranmaya değmez, bugün olmuyorsa yarın olur.

Bu asla ve asla boş vermişlik değildir, izin vermektir. Aklı bir kenara bırakıp "amaaan ölümlü dünya" kafasına gelmekten bahsetmiyorum. Sadece arada yalpalamakta sorun yok diyorum.

Hepinizi çok seviyorum, çünkü siz de kendinizi seviyorsunuz ki kendinizi koruyorsunuz. Allah'ın, doğanın, evrenin, şansınızın -artık her neye inanıyorsanız onun- verdiği bu bedene iyi bakmak en büyük ibadetlerdendir.


2 yorum:

  1. yaz tatili sonrası yaşadığım gelgiti çok güzel ifade etmişsiniz, yalnız olmadığını bilmek güzel :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hiç canınızı sıkmayın, normal şeyler :)

      Sil